30 Aralık 2010 Perşembe
2011 FALI
6 Eylül 2010 Pazartesi
Fevzi
Erzurum Milli Eğitim Müdürü...
AKP iktidar oldu, 2003'te görevden alındı, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum'a geri döndü. (Bir)
*
Beş gün sonra...
Görevden alındı, Şırnak'a gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum'a geri döndü. (İki)
*
Bir gün sonra...
Görevden alındı, Ankara'ya gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum'a geri döndü. (Üç)
*
Bir gün sonra...
Görevden alındı, Muş'a gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum'a geri döndü. (Dört)
*
Beş gün sonra...
Görevden alındı, Ankara'ya gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum'a geri döndü. (Beş)
*
Bir ay sonra...
Görevden alındı, Kütahya'ya gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum'a geri döndü. (Altı)
*
Bir ay sonra...
Görevden alındı, Çanakkale'ye gönderildi, mahkemeye başvurdu, Erzurum'a geri döndü. (Yedi)
*
Üç ay sonra...
Görevden alındı, İstanbul'a gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum'a geri gönderildi. (Sekiz)
*
(Başbakanımızın askerlik arkadaşı olan AKP milletvekili adayı, üç defa, Fevzi Budak'ın yerine Erzurum Milli Eğitim Müdürü yapıldı... Gözünü budak'tan sakınmayan Fevzi, üç defa mahkemeye başvurdu, başbakanımızın askerlik arkadaşını üç defa görevden aldırdı!)
*
(Fevzi Budak, Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Necat Birinci'yi şikayet etti. Yargıtay, Necat Birinci'yi görevini kötüye kullanmaktan beş ay hapis cezasına çarptırdı, para cezasına çevrilerek, ertelendi. Necat Birinci, AKP'den
İstanbul Milletvekili yapıldı.)
*
(Fevzi Budak, Milli Eğitim eski Bakanı Hüseyin Çelik'i altı defa manevi tazminata mahkûm ettirdi. Kazandığı tazminat miktarı, faizleriyle birlikte 100 bin lirayı buldu.)
*
Üç ay sonra...
Görevden alındı, Ankara'ya gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum'a geri döndü. (Dokuz)
*
Beş ay sonra...
Görevden alındı, İstanbul'a gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum'a geri döndü. (On)
*
(Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürü, kendisini camiada küçük düşürdüğü iddiasıyla Fevzi Budak hakkında soruşturma açtı. Ancak, mevzuata göre, sicil raporunun altı ay birlikte çalıştığı amiri tarafından hazırlanması gerekiyor... Fevzi Budak altı ay bir yerde kalamadığı için, rapor hazırlanamadı! Meslekten atılamadı!)
*
Üç ay sonra...
Görevden alındı, Ankara'ya gönderildi, mahkemeye başvurdu, gene haklı bulundu, gene Erzurum'a geri döndü. (On bir)
*
Dün...
Fevzi Budak tutuklandı!
*
Erzincan Başsavcısı'nı içeri tıkan Erzurum Savcısı tarafından ifadesi alındıktan sonra, dolandırıcılık ve yolsuzluk yaptığı gerekçesiyle hapse gönderildi.
(Aha bu da on iki)
25 Ağustos 2010 Çarşamba
KPSS
“Öğretmen”lik sınavında 120’de 120 doğru çıkaranların, cemaat-tarikat mensubu olduğu... Tesadüfe bak, karı-koca veya aynı evi paylaşan tiplerin, imkânsız skora ulaştığı... Soruların sızdırıldığı, iddia ediliyor.
*
Sene 1943.
*
Ankara Atatürk Lisesi’nin en pırıltılı iki öğrencisi -birbiriyle canciğer- devlet bursuyla yurtdışında eğitime gidebilmek için, Milli Eğitim Bakanı’nın makam odasına girerler. Bakan bakar çocuklara, “sen oğlum, fazlasıyla hak ettin, gideceksin” der... Sonra öbürüne döner, “sen oğlum, fazlasıyla hak ettin ama, gönderemem, kalacaksın” der. Çocuklar çıkar odadan...
*
“Kalan” elini cebine sokar, yıllardır biriktirdiği harçlıklarını “giden”e uzatır, al bunu lütfen, hiç olmazsa amacımı kısmen gerçekleştireyim der... Kucaklaşır, vedalaşır iki arkadaş.
*
Giden, Gazi Yaşargil.
*
Kalan, Can Yücel.
Milli Eğitim Bakanı’nın oğlu!
*
“Torpil yapıldı” demesinler diye, hak ettiği bursu alamayan Can, hiç kırılmaz babasına... Vekil oğlu olmak, hep ağır gelmiştir ona zaten... Protokol “portakal gibi bi şey”dir onun için, bi kez olsun binmez makam arabasına... Türkiye’nin en heyecan verici şairi olur, diliyle, zekâsıyla eşsizdir ama, bana göre en muhteşem şiiri, boyun eğmeden yaşadığı hayatının ta kendisidir... “Ömrümce muhalif yaşadım, onun için kan grubum RH negatif” der... İçeri tıkılır, kitapları toplatılır, tınmaz bile... Alnı açık yürür, Cambridge’e gitmeyi başarır.
*
Gazi, İsviçre’ye gider, Almanya’ya, oradan ABD’ye... Beyin cerrahisinde çığır açar, ordinaryüs olur, ABD’de “yüzyılın adamı” seçilir. Türkiye ise, askerlikten kaçıyor diye, vatandaşlıktan atarak ödüllendirir onu! Vatansız kalır... Sonra utanıp, Türkiye Cumhuriyeti Üstün Hizmet Madalyası ve Milli Egemenlik Onur Ödülü verdiler, orası ayrı.
*
Gazi’nin oğlu olur, “Can” adını koyar...
Can’ın oğlu olur, Gazi elinden tutar, cerrah yapar... “Rengahenk” isimli kitabını Gazi’ye ithaf eder Can, “Beynin Piri Reis’i” der arkadaşı için.
*
Ve, son nefesini verirken, ABD’den gelen oğlu, kulağına eğilir Can’ın, “Gazi’nin selamı var, seni çok seviyor” der... Can’ın duyduğu son sözlerdir bunlar, gülümser, kapatır gözlerini.
*
Aynı dakikalarda, binlerce kilometre uzakta, Can’dan gelen paketi açar Gazi... Arkadaşının son eseri “Mekânım Datça Olsun” isimli kitap çıkar içinden... Açar kapağını, bakar ilk sayfasına ve ağlayarak okur, son el yazısını: “Gazi, gözümün bebeği, giderayak...”
*
Offf, of.
*
Öz oğluna bile hak ettiğini vermeye utanan Milli Eğitim terbiyesinden... Torpille, tezgâhla, şaibeyle kaynamaktan utanmayan Milli Eğitim zihniyetine.
*
Dönem arkadaşına cebindeki parayı, üstüne yüreğini çıkarıp veren pırıl pırıl öğretmen oğlundan... Dönem arkadaşının cebindeki parayı, geleceğini çalan ahlaksız öğretmen bozuntusuna.
*
Değerli öğretmen adayları...“Her Şey Sende Gizli” şiirinde şöyle der Can:
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme, bil ki...
Ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi...
*
Sakın bitti sanma...
Her şey sende gizli.
Boyun eğme asla.
Cumhuriyet’e sahip çık.
Yılmaz Özdil
24.08.2010 - Hürriyet
10 Nisan 2010 Cumartesi
“Abdurrahman”
Adı üstünde...
Allah’ın kulu demek.
Rahmet sahibi demek.
*
“Dinsiz” deseler...
Dedesi, hacı, Nakşi şeyhiydi.
Büyük dedesi, medrese müderrisi.
*
“Başörtüsüne karşı” deseler...
Sekreteri bile türbanlı.
*
“Elit” deseler...
Şanlıurfa’nın gariban köyünden.
*
“Asker” deseler...
Sivil.
*
“DTP’yi kapattı, ırkçı” deseler...
Ana tarafından Kürt.
*
“Hukuk bilmiyor” deseler...
Ankara Hukuk mezunu.
*
“Savcı ama hâkim değil” deseler...
Acıpayam Hâkimliği yaptı, Bulanık Hâkimliği yaptı, Gürün Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı, Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanlığı, Silifke Hâkimliği, Yargıtay Tetkik Hâkimliği yaptı.
*
“Tecrübesiz” deseler...
12 sene önce Yargıtay üyeliğine seçildi, Yargıtay Ceza Dairesi üyeliği yaptı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekilliği yaptı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı.
*
“Koltuk sevdalısı” deseler...
Seneye emekli.
*
“Paragöz” deseler...
Milletvekilinden az alıyor.
*
“Anayasa’ya aykırı” deseler...
Madde 148, anayasal görevi.
*
“Uyarıyorum” dedi...
Bakalım ne diyecekler?”
Yılmaz Özdil
10.04.2010 - HÜRRİYET
27 Mart 2010 Cumartesi
SAVARONA
2 tane uçağı var, limuzini var.
Başbakan, Mercedes’e biniyor.
2 tane uçağı var, helikopteri var.
Meclis Başkanı, BMW’ye biniyor.
Başbakan yardımcıları, Mercedes.
Maliye Bakanı, Mercedes.
Ekonomi Bakanı, Mercedes.
Savunma Bakanı, Mercedes.
Enerji Bakanı, Mercedes.
Bayındırlık Bakanı, Mercedes.
Ulaştırma Bakanı, Mercedes.
Kültür Bakanı, Mercedes.
Sanayi Bakanı, Mercedes.
İçişleri Bakanı, Mercedes.
Dışişleri Bakanı, Mercedes.
Eğitim Bakanı, Mercedes.
Sağlık Bakanı, Mercedes.
Tarım Bakanı, Mercedes.
Orman Bakanı, Mercedes.
Adalet Bakanı, Mercedes.
Aile Bakanı, Mercedes.
AB Bakanı, Mercedes.
Spor Bakanı, Mercedes.
Diyanet Bakanı, Mercedes.
*
Genelkurmay Başkanı’nın uçağı var.
Generaller, komple Mercedes.
MİT Müsteşarı’nın uçağı var.
Sivilanıt’a Audi aldılar.
*
Anayasa Mahkemesi Başkanı?
Mercedes’e biniyor.
Yargıtay Başkanı Mercedes’e biniyor.
Danıştay Başkanı Mercedes’e biniyor.
Sayıştay Başkanı Mercedes’e biniyor.
*
YÖK Başkanı, Mercedes.
RTÜK Başkanı, Audi.
Valiler, Mercedes, 4x4 cip.
*
87 bin 130 makam aracı var.
Belediyeleri ekle...
125 bin makam aracı.
*
Zavallı Almanya’da 11 bin.
Gariban Japonya’da 10 bin.
Yoksul Fransa’da 9 bin.
*
Her gün 110 milyon dolar faiz
ödüyor Türkiye... Her ay 3.3 milyar
dolar... Her sene 39.6 milyar dolar.
*
Savarona satılık bu arada.
*
“Bir çocuğun oyuncağını bekler gibi heyecanla beklemiştim onu” dediği Savarona... 22 milyon dolar.
(5 saatlik faiz...) Arap talip. “Sizde para yok galiba, ben alayım bari” diyor.
Yılmaz ÖZDİL
27 Mart 2010
